top of page

Boşanma Davalarında Ziynet Eşyalarının (Düğün Takıları) Aidiyeti, İspat Külfeti

GİRİŞ

Türk Aile Hukuku uygulamasında, boşanma davalarının fer’i niteliğinde olabileceği gibi bağımsız bir dava olarak da ikame edilebilen "Ziynet Alacağı Davaları", evlilik birliğinin sona ermesi sürecinde mali sonuçların en tartışmalı kalemini oluşturmaktadır. Hukuki terminolojide ziynet; altın, gümüş, pırlanta gibi kıymetli maden ve taşlardan mamul, bedensel süsleme amacı taşıyan ve ekonomik değeri haiz eşyalar bütünüdür.


Türk Medeni Kanunu'nda ziynet eşyalarının aidiyetine dair açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, mesele Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve TMK m. 1 (Örf ve Adet Hukuku) ile m. 220 (Kişisel Mallar) hükümleri çerçevesinde çözümlenmektedir. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024 yılı itibarıyla verdiği emsal kararlarla, yıllardır süregelen "Düğünde takılan her şey kadına aittir" prensibini terk ederek, "Cinsiyete Özgülenme" ve "Takılma/Elde Edilme Biçimi" kriterlerini esas alan yeni bir içtihat geliştirmiştir. İşbu inceleme yazımızda, söz konusu radikal değişimin uygulama esasları ve ispat hukuku boyutları ele alınmıştır.

Not: Aşağıdaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya uygulanması ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.

I. ZİYNET EŞYALARININ (DÜĞÜN TAKILARI) AİDİYETİNDE YENİ DÖNEM VE "ÖZGÜLENME" KRİTERİ


Yargıtay'ın 2024 öncesi yerleşik uygulamasında; düğün merasiminde takılan ziynet eşyaları (çeyrek altın, para, bilezik vb.), kim tarafından (erkek tarafı veya kız tarafı) takılırsa takılsın ve kime (geline veya damada) takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma ya da yerel adet yoksa kadına bağışlanmış sayılırdı. Bu yaklaşım, ziynetleri kadının "sosyal güvencesi" olarak görme eğilimindeydi.


Ancak Yargıtay, bu görüşü revize ederek mülkiyetin tespitinde üçlü bir ayrıma gitmiştir:


A. Kadına Özgü Ziynet Eşyaları (Mutlak Aidiyet)

Doğası gereği sadece kadın tarafından kullanıma müsait olan ziynet eşyaları (bilezik, kolye, küpe, gerdanlık, tektaş yüzük vb.), düğünde erkeğe takılmış olsa dahi kadına aittir. Burada "özgülenme" kriteri devreye girer ve erkeğe takılan bir bilezik, erkeğin kullanımına uygun olmadığından kadına hediye edilmiş sayılır.


B. Erkeğe Özgü Ziynet Eşyaları

Sadece erkeğin kullanımına özgülenen takılar (lüks kol saati, kravat iğnesi, kol düğmesi vb.) erkeğe aittir. Bu eşyalar, erkeğin kişisel malı (TMK m. 220/1) kapsamında değerlendirilir ve boşanma halinde kadına iadesi talep edilemez.


C. Cinsiyete Özgü Olmayan Değerler (Cumhuriyet Altını, Para ve Takı Torbası)

İçtihat değişikliğinin en can alıcı noktası burasıdır. Çeyrek altın, yarım altın, tam altın, gram altın ve nakit para gibi her iki cinsiyet tarafından da tasarruf edilebilen değerlerde şu kurallar geçerlidir:

  1. Kime Takıldıysa Onundur: Eğer düğün videosunda veya fotoğraflarında, bir çeyrek altının damadın yakasına takıldığı görülüyorsa, o altın erkeğe aittir. Geline takılanlar ise geline aittir.

  2. Takı Torbası/Sandığı (Ortak Mülkiyet): Eğer takılar kişilerin üzerine takılmayıp ortak bir torbada, sandıkta veya kutuda toplanmışsa; bu değerlerin kime verildiği ayrıştırılamadığından, tarafların "Paylı Mülkiyetinde" (Ortak) olduğu kabul edilir. Bu durumda ziynetler eşler arasında eşit oranda paylaşılır.

Önemli Not: Taraflar arasında ziynetlerin paylaşımına dair yazılı veya sözlü (ispatlanabilir) bir anlaşma varsa veya o yöreye özgü çok belirgin bir örf-adet (Örn: "Erkeğe takılan da gelinedir" geleneği) ispatlanabilirse, yukarıdaki genel kuralların aksi kararlaştırılabilir.

II. ZİYNET EŞYALARININ ELDEN ÇIKARILMASI VE "İADE" YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Ziynet alacağı davalarında en sık karşılaşılan savunma, "Altınlar bozduruldu, düğün borçları ödendi" veya "Ev aldık, arabaya kattık" şeklindedir. Hukuki açıdan, ziynet eşyalarının varlığı kadar, bunların elden çıkış şekli de davanın kaderini belirler.


A. İade Yükümlülüğü ve "Bağışlama" Savunması


Kural olarak, erkeğin uhdesine geçen ve harcanan kadına ait ziynet eşyaları, aynen veya bedelen iade edilmek zorundadır. Erkek, bu altınların bozdurularak evin ihtiyaçlarına, düğün borçlarına veya balayı masraflarına harcandığını iddia etse dahi, iade borcundan kurtulamaz. Yargıtay, bu harcamaları "evin geçimi" kapsamında erkeğin yükümlülüğü olarak görür.


Erkeğin iade borcundan kurtulabilmesinin tek yolu, kadının bu altınları "iade edilmemek üzere ve kendi hür iradesiyle erkeğe bağışladığını" ispat etmesidir. Burada ispat yükü (burden of proof) tamamen erkeğin üzerindedir. Kadının "altınları verdim" demesi yetmez, "hibe ettim/geri istemiyorum" iradesinin kesin delillerle ortaya konulması gerekir.


B. Edinilmiş Mallara Katkı ve Çifte Talep Hakkı

Eğer kadına ait ziynet eşyaları bozdurulup, evlilik birliği içinde alınan bir gayrimenkul veya araca sermaye yapılmışsa, kadının iki ayrı hakkı doğar:

  1. Ziynet Alacağı: Altınlarının bugünkü değerini faiziyle geri ister.

  2. Değer Artış Payı Alacağı (TMK m. 227): Altınlarını vererek malın alınmasına sağladığı "katkı" oranında, malın dava tarihindeki değerinden pay ister. Bu durum, "terditli" veya "kümülatif" dava açma stratejileri açısından uzman avukat desteğini zorunlu kılar.


III. YARGILAMA USULÜ, İSPAT VASITALARI VE ZAMANAŞIMI


Ziynet davası, niteliği itibarıyla bir "istihkak" ve "tazminat" davasıdır. Davacı (genellikle kadın), ziynetlerin varlığını ve bunların erkekte kaldığını veya erkek tarafından zorla alındığını ispatla mükelleftir.

  • Görüntü Kayıtları (Düğün CD'si/Fotoğraflar): Davanın "kara kutusu"dur. Mahkemece atanan kuyumcu bilirkişi, görüntüleri saniye saniye inceleyerek kimin üzerine ne takıldığını, ayar ve gramaj bilgisiyle raporlar. Yargıtay'ın yeni kararı uyarınca, "kime takıldı" tespiti hayati önem taşımaktadır.

  • Tanık Beyanları: Görüntü kaydının olmadığı durumlarda veya takıların ev içinde (düğünden sonra) akıbetini belirlemede tanıklar devreye girer. "Kayınvalide altınları kasaya kaldırdı", "Damadın borcu için bozduruldu" gibi görgüye dayalı beyanlar hükme esas alınır.

  • Zamanaşımı: Ziynet eşyaları evde duruyorsa ve aynen iade isteniyorsa (Mülkiyet Hakkı kapsamında) zamanaşımı işlemez. Ancak altınlar bozdurulmuşsa ve bedeli isteniyorsa (Tazminat), boşanma davasının kesinleşmesinden veya fiili ayrılıktan itibaren 10 yıllık (TBK m. 146) genel zamanaşımı süresi uygulanır.


SONUÇ VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Yargıtay'ın içtihat değişikliği, ziynet alacağı davalarında "ezber bozan" bir etki yaratmıştır. Artık "kadının sosyal güvencesi" ilkesinden, "mülkiyetin aidiyeti" ilkesine geçiş yapılmıştır. Bu yeni dönemde;

  1. Düğün görüntülerinin "kimin üzerine ne takıldığı" açısından analizi,

  2. Erkeğe takılan ancak "kadına özgü" olan takıların ayrıştırılması,

  3. Ortak alanda (sandık/torba) toplanan değerlerin paylı mülkiyet statüsü, davalarda uzman bilirkişi incelemesini ve stratejik hukuki yönetimi zorunlu kılmaktadır.


SIKÇA SORULAN SORULAR (S.S.S.)


Soru 1: Yargıtay'ın yeni kararı, devam eden (derdest) davaları etkiler mi?


Cevap: Evet. Yargıtay içtihatları usul hukuku kuralı olmadığından, kesinleşmemiş tüm dosyalarda dikkate alınır. Eğer dosyanız henüz karara çıkmadıysa veya istinaf/Yargıtay aşamasındaysa, bu yeni "ayrım kriteri" (kime takıldıysa onundur kuralı) dosyanıza uygulanabilir.


Soru 2: Düğünde takılan paralarla balayına gittik, parayı geri isteyebilir miyim?


Cevap: Yeni içtihada göre; eğer o para size (geline) takılmışsa veya ortak sandığa atılmışsa (yarısı sizindir), bu paranın balayında harcanması, erkeğin "iade borcunu" ortadan kaldırmaz. Erkek, sizin bu parayı balayı için "hibe ettiğinizi" (bağışladığınızı) ispatlayamazsa, harcanan parayı size iade etmek zorundadır.


Soru 3: "Mehir Senedi"miz var ama düğün videosu yok. Mehir senedi geçerli midir?


Cevap: Evet. Yazılı delil (Mehir Senedi), tanık veya videodan daha güçlüdür. Mehir senedinde yazılı olan (taahhüt edilen) altınlar, düğünde takılmamış olsa bile "Bağışlama Vaadi" niteliğindedir ve boşanma anında erkekten talep edilebilir. Senedin altındaki imzanın erkeğe ait olması yeterlidir. Ancak çoğu kez karşılaşılan sözlü vaat üzerinden mehir durumlarıise ispat açısından büyük zorluk yaratmaktadır.


Soru 4: Kayınvalidem "Altınlar kasada güvende dursun" diye aldı, şimdi vermiyor. Kime dava açmalıyım?


Cevap: Eğer altınlar fiziksel olarak kayınvalidenin veya kayınpederin uhdesindeyse, davanın kocayla birlikte onlara da (kayınvalide/kayınpeder) yöneltilmesi gerekir. İspat edildiği takdirde mahkeme, altınların iadesinden onları da sorumlu tutar.


TNC Hukuk & Danışmanlık, boşanma süreçleri, çekişmeli ve anlaşmalı boşanma süreçlerinizde uçtan uca hukuki destek sunar. Her türlü çözüm talebiniz için bizlere ulaşabilirsiniz.


İletişim Bilgilerimiz:

Telefon: 0 (224) 272 52 52

Adres: Demirtaşpaşa Mah., Celal Bayar Cad., A. Fikri Bozkaya ÖRKAP İş Mrk. No: 12/401 Osmangazi / BURSA

Uyarı: Bu metin genel bilgilendirme niteliğindedir; hukuki tavsiye değildir. Somut olaylar açısından profesyonel destek alınmalıdır.


Yorumlar


bottom of page