top of page

7571 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kapsamlı Değerlendirme Raporu

Yayım Tarihi: 25 Aralık 2025

Resmî Gazete Sayısı: 33118

Kanun Numarası: 7571


İşbu rapor, kamuoyunda "11. Yargı Paketi" olarak nitelendirilen ve 25 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un getirdiği hukuki yenilikleri, yasama organının gerekçelerini ve söz konusu düzenlemelerin normlar hiyerarşisi içerisindeki yerini incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma, mevzuat değişikliklerinin hukuki, iktisadi ve toplumsal yansımalarını akademik bir disiplin çerçevesinde analiz etmeyi hedeflemektedir.


1. Ceza Hukuku Bağlamında Kamu Düzeni ve Ulaşım Güvenliğine İlişkin Düzenlemeler

Son dönemde toplumsal güvenliği tehdit eden ve ulaşım güvenliğini ihlal eden eylemlerde gözlemlenen artış, yasama organını cezai yaptırımların caydırıcılığını artırma yönünde harekete geçirmiştir. Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma" başlıklı 179. maddesi ile "Ulaşım Araçlarının Kaçırılması veya Alıkonulması" başlıklı 223. maddesinde yapılan tadilatlar, söz konusu fiilleri kabahat niteliğinden çıkararak, hürriyeti bağlayıcı cezalarla müeyyidelendirilen ağır suçlar kategorisine taşımıştır.

A. Ulaşım Hürriyetinin İhlali ve Cezai Yaptırımların Ağırlaştırılması

  • Mevcut Hukuki Durum ve Sorunsal: Önceki yasal çerçevede, TCK 179/2 maddesi genellikle alkol veya uyuşturucu etkisi altında araç kullanımı ya da tehlikeli manevralar gibi somut tehlike suçlarıyla sınırlı kalmaktaydı. Karayolu ulaşımının kasten engellenmesi gibi eylemler, somut bir zarar doğurmadığı hallerde alt sınırdan cezalandırılmakta, bu cezalar ise sıklıkla adli para cezasına çevrilmekte veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumuna tabi tutulmaktaydı. Bu durum, potansiyel failler nezdinde ceza adalet sisteminin etkinliğine dair tereddütler oluşturmaktaydı.

  • Yeni Normatif Düzenleme:

    • Kara Ulaşımı: Motorlu bir aracın seyrini hukuka aykırı olarak engelleyen, durduran veya ulaşım akışını kesintiye uğratacak şekilde fiili müdahalede bulunan şahıslar hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Yargı erki, suçun işleniş biçimi ve yarattığı tehlikenin ağırlığını gözeterek cezayı üst sınırdan tayin etme takdir yetkisine haizdir.

    • Demir ve Deniz Yolu: Raylı sistemler veya denizyolu toplu taşıma araçlarının seyrüseferini engelleyen failler için, eylemin etkilediği kişi sayısı ve potansiyel risk boyutu dikkate alınarak 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ihdas edilmiştir.

    • Hava Yolu: Havayolu ulaşım araçlarının pistteki manevralarını, kalkış veya iniş süreçlerini engelleyen eylemler (örneğin, hava sahasının yetkisiz ihlali), yaratabileceği katastrofik sonuçlar nedeniyle en ağır yaptırım olan 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile karşılanacaktır.

  • Hukuki Değerlendirme ve Yansımalar:

    • Söz konusu düzenleme ile konvoy oluşturma veya kişisel husumet saikiyle trafiğin durdurulması gibi eylemler, basit asayiş olayları kapsamından çıkarılarak, Anayasa ile güvence altına alınan "Seyahat Hürriyeti"nin ihlali olarak vasıflandırılmıştır.

    • Cezaların alt sınırının yükseltilmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) bağlamında tutuklama tedbirinin uygulanabilirliğini artırmakta ve erteleme kurumlarının uygulanma olasılığını daraltmaktadır.

B. Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması (Silahla Ateş Etme)

  • Yasal Değişiklik: TCK Madde 170 kapsamında düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu, ateşli silah kullanımını içerecek şekilde yeniden ele alınmış ve cezai müeyyideler artırılmıştır.

  • Doktrinel Analiz:

    • Bilhassa meskun mahallerde ve toplu etkinliklerde gerçekleştirilen keyfi silah kullanımı, suçun nitelikli hali olarak tanımlanmıştır.

    • Önceki uygulamada, somut bir yaralanma gerçekleşmediği takdirde "korku ve panik yaratma" unsuru yeterli cezai karşılığı bulamamaktaydı. Yeni düzenleme, failin kastını daha geniş bir perspektifle ele alarak; olası kastla insan öldürmeye teşebbüs aşamasına varmayan hallerde dahi, salt ateş etme eyleminin ağır hapis cezası ile tecziye edilmesini öngörmektedir.

    • Bu madde, kamuoyunda "yorgun mermi" olarak bilinen ve can kayıplarına yol açabilen vakaların önlenmesi adına, zarar doğmadan tehlikenin cezalandırılması ilkesine dayanan önleyici bir hukuk normu niteliğindedir.

2. Mali Hukuk ve Ekonomi: Enflasyon Düzeltmesi Uygulamasının Ertelenmesi

İktisadi konjonktürün işletmeler üzerindeki mali yükünü hafifletmek amacıyla, Vergi Usul Kanunu'nda (VUK) teknik bir düzenleme olan "Enflasyon Düzeltmesi" müessesesine ilişkin erteleme kararı alınmıştır.

Vergi Usul Kanunu (VUK) Kapsamındaki Değişiklikler

  • Gerekçe ve Arka Plan: Yüksek enflasyonist ortamlarda, işletme bilançolarında yer alan parasal olmayan kıymetlerin nominal değer artışları, realize olmamış fiktif kârların doğmasına sebebiyet vermektedir. Mevcut vergi mevzuatı uyarınca bu fiktif değer artışlarının vergilendirilmesi, işletmelerin özkaynaklarının erimesine ve sermaye yapılarının zayıflamasına yol açma riski taşımaktaydı.

  • Yasal Düzenleme:

    • VUK Mükerrer 298. maddede öngörülen Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) artış şartları gerçekleşmiş olsa dahi; 2025, 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde vergi matrahının tespitinde enflasyon düzeltmesi hükümleri uygulanmayacaktır.

    • Bu dönemlere ilişkin finansal tablolar, enflasyon etkisinden arındırılmaksızın, tarihi maliyet esaslarına veya mevcut yeniden değerleme oranlarına göre vergilendirilmeye devam edilecektir.

  • Ekonomik ve Mali Sonuçlar:

    • Kurumsal Etki: İşletmeler, henüz realize etmedikleri stok veya duran varlık değer artışları üzerinden vergi tahakkuk etmesi riskinden korunmuş; böylelikle işletme sermayesinin muhafazası ve nakit akışının sürdürülebilirliği desteklenmiştir.

    • Mesleki Etki: Muhasebe meslek mensupları açısından son derece karmaşık teknik hesaplamalar gerektiren enflasyon düzeltmesi süreci, üç mali yıl süresince askıya alınarak operasyonel iş yükü hafifletilmiştir.

    • Kamu Maliyesi Etkisi: Hazine, kısa vadeli vergi gelirlerinden feragat etmek suretiyle, uzun vadede vergi mükelleflerinin mali sağlığını korumayı ve makroekonomik istikrarı önceleyen bir maliye politikası izlemiştir.

3. Sosyal Güvenlik Hukuku: GSS Prim Borçlarının Terkini

Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçlarının tahsilatında yaşanan güçlükler ve vatandaşların sağlık hizmetine erişim hakkı gözetilerek kapsamlı bir af düzenlemesi hayata geçirilmiştir.

  • Kapsam: 1 Ocak 2016 tarihinden önceki dönemlere ait olup, halihazırda ödenmemiş GSS prim asılları ve fer'ilerini kapsamaktadır.

  • Hukuki İşlem:

    • Belirtilen tarihten önceki prim asıllarının tamamı ile bu alacaklara bağlı gecikme cezası, gecikme zammı ve faizlerin tamamı kanunla terkin (silinme) edilmiştir.

    • Terkin işlemi, ilgililerin herhangi bir idari başvurusuna mahal bırakmaksızın, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından resen gerçekleştirilecektir.

  • Sosyal Politika Yansıması:

    • Tahsilat Ekonomisi: On yılı aşkın süredir tahsil edilemeyen ve tahsil kabiliyetini yitiren kamu alacaklarının tasfiyesi sağlanarak, idarenin takip ve dava masraflarından tasarruf etmesi amaçlanmıştır.

    • Sağlık Hakkına Erişim: Prim borcu nedeniyle sağlık provizyonu alamayan vatandaşların önündeki mali engeller kaldırılarak, Anayasal bir hak olan sağlık hizmetlerine erişim güvence altına alınmıştır.

4. İnfaz Hukuku: Denetimli Serbestlik ve Koşullu Salıverilme Rejimi

Ceza infaz kurumlarının kapasite yönetimi ile hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması (rehabilitasyon) süreçleri arasında denge kurmayı amaçlayan geçici madde düzenlemesidir.

  • Zaman Bakımından Uygulama: 31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlarla sınırlı olmak üzere uygulanacaktır.

  • Düzenlemenin Esasları:

    • Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma: Hükümlünün öncelikle mevzuat gereği kapalı cezaevinden açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkını iktisap etmiş olması şarttır.

    • Fiili İnfaz Şartı: Hükümlünün "iyi halli" olduğunun tespiti adına, açık ceza infaz kurumunda fiilen en az 3 ay süreyle barınmış olması gerekmektedir.

    • Erken Tahliye Mekanizması: Mezkur şartları haiz hükümlüler, koşullu salıverilme tarihlerine 3 yıl kala denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle tahliye edilebilecektir.

  • İstisnalar:

    • Kamu vicdanını zedeleyen ağır suçlar kapsam dışı bırakılmıştır. Terör suçları, örgütlü suçlar, kasten öldürme ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, bu lehe düzenlemeden yararlandırılmayacaktır.

5. Medeni Usul Hukuku: Önalım (Şufa) Hakkı Davalarında Usul Ekonomisi

Mülkiyet hakkının kullanımında yaşanan ihtilafları ve yargılamanın makul sürede tamamlanması ilkesini zedeleyen kötü niyetli "Şufa Davaları"na yönelik usuli tedbirler getirilmiştir.

  • Hukuki Sorun: Paylı mülkiyette, paydaşlardan birinin payını üçüncü şahsa devretmesi halinde diğer paydaşların kullandığı önalım hakkı, uygulamada spekülatif davalara konu olabilmekteydi. Davacılar, satış bedelini depo etmeksizin davayı sürüncemede bırakarak mülkiyet hakkını kısıtlamaktaydı.

  • Yeni Usul Hükmü:

    • Depo Kararı ve Kesin Süre: Mahkeme hakimi, yargılamanın başında veya tensip aşamasında, satış bedeli ile tapu harç ve masraflarının nakden mahkeme veznesine depo edilmesi için davacı tarafa kesin süre verecektir.

    • Hukuki Sonuç: Verilen kesin süre içerisinde depo şartının yerine getirilmemesi halinde, mahkeme davanın esasına girmeksizin davayı usulden reddedecektir.

  • Amaç:

    • Yargılamanın hızlandırılması ve "Usul Ekonomisi" ilkesinin hayata geçirilmesi.

    • Mülkiyet hakkının kötü niyetli davalarla sınırlandırılmasının engellenmesi.

6. Elektronik Haberleşme Kanunu ve İdari Tedbirler

  • Düzenleme: Milli güvenlik, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi zarureti doğan hallerde; yetkili mercilerin (Hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde İdari Otorite) kararıyla elektronik haberleşmenin kesilmesi yetkisi düzenlenmiştir.

  • Uygulama Alanı: Terör örgütlerinin iletişim altyapısı, sahte belgelerle temin edilen (patates hat) iletişim araçları ve siber güvenlik tehditleri bu kapsamdadır.

  • Yükümlülükler: İşletmeciler, tebliğ edilen kararı en geç 24 saat (acil hallerde daha kısa sürede) içerisinde infaz etmekle mükelleftir. Karara riayet etmeyen işletmeciler hakkında ağır idari para cezaları ve yetkilendirme iptali gibi yaptırımlar öngörülmüştür.

7. Avukatlık Kanunu: Meslek Etiği ve Disiplin Hukuku

Avukatlık mesleğinin saygınlığını korumak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla disiplin mevzuatı revize edilmiştir.

  • Disiplin Cezaları: Meslek kurallarına ve vakarına aykırı davranışlar sergileyen avukatlar hakkında "Uyarma" ve "Kınama" cezalarının kapsamı netleştirilmiştir.

  • Ücret Politikası ve Haksız Rekabet: Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi"nin altında ücretle iş kabul edilmesi, meslektaşlar arasında haksız rekabet yarattığı gerekçesiyle daha sıkı bir denetime tabi tutulacaktır. Bu ihlallere yönelik disiplin soruşturmalarının etkinliği artırılmıştır.

Genel Değerlendirme ve Sonuç

7571 sayılı Kanun, yasama tekniği açısından "Torba Kanun" niteliği taşıyan ve çok boyutlu hukuki ihtiyaçlara cevap veren bir düzenlemedir.

  1. Kamu Düzeni: Trafik güvenliği ve bireysel silahlanma konularında devlet otoritesinin caydırıcılık kapasitesi tahkim edilmiştir.

  2. Mali İstikrar: Reel sektörün üzerindeki vergi yükü hafifletilerek, enflasyonist ortamda sermaye yapısının korunması hedeflenmiştir.

  3. Yargı Reformu: Yargılama süreçlerinin hızlandırılması ve infaz sisteminin rasyonelleştirilmesi adına önemli adımlar atılmıştır.

bottom of page